Size Hiç İş Mülakatında Alenen Üzüldüler Mi?

Yine öğrenciyken iş arıyordum. Dünyaca ünlü ispanyol bir holdingin don satan mağazasına başvurmuştum. Mülakatları üç aşamalı. İkinci görüşmeyi yaptım, tekrar ses çıkmadı firmadan. Hiç de şaşırmadım. Zira mülakatta kurduğum cümleleri aklımdan geçirdikçe orada çalışmaya başlamamın iki taraf hatta bir boyut daha ekleyip müşterileri de katarsam üç taraf için de sancılı bir süreç olacağı kanısındayım. Niçin…

Anlamak Ağrılı ve Yavaş Bir Ölüme Neden Olabilir

Karşındakini anlamak yüksek derecede bağımlılık yapar, başlamayın. Herhangi bir konuda herhangi bir yerde sizinle muhatap olan kişiyi anlamamayı da tercih edebileceğimi bilmeden büyümüş, ziyan olmuş insanlardan biriyim. Üretimim esnasında baştan konulmamış bir özellik gibi düşünün. İETT şoförüyle kavga ediyorum, her gün aynı yolun aynı trafiğindeyim topluma hizmet ediyorum diyor, yol vermen gerekli, birden sinirim geçiyor….

İletişim

İletişim kelimesinin çağımızın başına gelen en kötü olgulardan biri olduğunu düşünüyorum. Bu kelimeyi sık tekrarlayanlar da bir şekilde ortamın bilgesi oluyor,tuhaf. İnsanlar öylesine körü körüne, konuyu anlamadan kelimeye takmış ki başarılı geçip alındığım iş mülakatlarında hep yıldız parçam oldu. İletişim. Ne sorsalar iletişim kelimesiyle cevap verilebiliyor,deneyin. Çok eğlenceli. +En büyük başarınız nedir? -İkili iletişim. +En…

Asla Vazgeçme Diyen İnsanlarla Görüşmeyin

Yerli yabancı tüm Ted X videolarını izledim. Kişisel gelişimime gram katkısı olmadı. Hala fincanın içine kül atan, oje koklarken burnunu oje yapan biriyim. Uzaklara daldığımda yakınlarım kara kara ne düşündüğümü sorar. Söylemeye dilim varmaz. ‘a araba sarı ama taksi değil… çocuk şimdi düşecek… çok kıvırcık saç hemen ıslanmıyor… keşke köpeklerin rüyasını görebilsem…’ İçimdeki bitimsiz “YAV…

Homofobik

Homofobi’yi ilk duyduğumda, rahatsızlığımı dile getiren psikolojik bir terim bile varsa yalnız değilmişim iyi diye sevinmiştim. İnsanın insandan korkması sandım çünkü. Homo saphiensten geliyor zannettim sanırım. Yok yok, beni ilgilendirmez seçimler. Ben komple insandan korkuyorum. Çocukken de bir fotoğraf makinesinden korkuyordum sanıyordum ama fark ettim ki o zaman da insandan korkarmışım. Poz verdiğim hiçbir fotoğraf…

Fatih Erdemci Konserinde Saçımın Çalınmasını Anlatmış Mıydım?

Üniversite yıllarım bilfiil çalışarak geçti. Babamın yolladığı paranın standartların üzerinde bir öğrenci yaşamına yetecek olmasına karşın, yolladığı paraları mümkün olduğu kadar kötü değerlendirip aç kalıyordum çünkü. Alışveriş yapmadım, pahalı kıyafetler almadım, İzmir’de kuaför bilmem. Mevcut gelirinin üzerine sürekli çalışma gereksinimi duyacak ne yaşadım diye sorarsanız. İçtim. Daha çok içtim. Öyle melankolik tavrım yok, işten dönüp…

Sen Kendini Ne Zannediyorsun?

Bir saniye, sorum yanıltmasın. Demet Akalın lafları sokmayacağım. Zirvede de değilim, sesin net duyuluyor. Senin önemin önemsizliğin umurumda değil. İK’cıların ‘Kendinizi 5 sene sonra nerede görüyorsunuz?’ sorusu sana ne hissettiriyorsa ancak o kadar geril karşımda. Düşün üzerine, lütfen. Sanırım Kundera’dan yardım almadan meramımı açıklayamayacağım. Üstadın bahsettiği, “kendisini seçilmiş kişi sanma durumu”bizleri buraya kadar getirdi. Buraya…

Özbenliğimi Sahile Gömün

-Bugün seninle duyguları seveceğiz! -Derin nefes mi alıyoruz yine? Beden mi olumlayacağız? Çiçekle mi konuşacağız? Ben bunları kafam güzelken kendi yöntemlerimle hallediyorum. Yürü git işine arkadaşım, ben duyguları sevmem. Spoiler vermek gibi olsun da; metnin sonunda duyguları falan sevmeyeceğiz. Eskiden balık burcuyum diyenlere, her filmde gözleri dolanlara, yaşadığı hiçbir kötü durumu (sözde) atlatamayanlara yazık derdim…

İzmir Söğüş

Mağara duvarlarına resimler çizip , çivi yazısıyla daha net ifade edilmeye başlanan insanlık, kasten olmasa da sanatı buldu şükür. Doğadan korkup yarattıkları tanrılara konuşma dillerinden farklı bir tınıyla seslenirken müziği buldular falan. Hata kaza bulundu yani. Sanatı bastırmaya çalışan her uygarlığın ne denli güdü odaklı yaşadıklarını gördük. Hayvan gibi. Az biraz düşünebiliyorsak sanat sayesinde oldu,…

Sen Sevme Lan Ayı!

Kendini kandırabildiğin yaşları 26-27 gibi geride bırakmış oluyorsun. Bu nedenle 27 yaş Sendromu diye bir kavram var. Sanki için büyüyüp söylediklerinin altında yatan sebepleri anlayacak olgunluğa geliyor da, neyi kabullendirmeye çalışsan yüzüne mal mal bakıp seni küçük düşürüyor. Sen de haliyle, kendini kandıramıyorsun. Kendini kandıramamaya başladığın an iç dünyan yan sırada oturup tüm sevimsizliğiyle seni…

Sick*

Üniversite hazırlıktayım. Yani üniversiteye hazırlanmışım bitmiş, artık üniversitedeyken hazırlandığım bu. Zira hiç bilmediğim dilin edebiyatını okuyamam, Almanca hazırlık okuyorum. Buradan Almanca öğrenmek isteyen genç arkadaşlarımıza tavsiyemi vermiş olayım, öğrenmeyin. İğrenç bir dil. İngilizce’nin gözünü sevelim dünyaca. İngilizce sınava girip Almanca tercih yapmış birçoğu gibi başlangıçta ben de İngilizce ile karşılaştırarak öğrenme çabasındaydım. Hoca yeni bir…

Öğrenci İşleri

Birkaç sene önce depresyona girmiştim. İlk işim saçlarımı boyatmak oldu. Çünkü neden boyatmayayım ki sonuçta kadınım ve depresyondayım. Çok iyi geldi. Görünümüm değiştiği için değil. Bu konu yanlış yorumlanıyor. Saçları bir kadının gizli görgü şahididir. Yaşadıklarının altından kalkamayınca ilk işi yaşananları kendine unutturmak olur. Az hatırlamak istedikçe aynada pis pis güler o saçlar. Haliyle ya…